.
İÇERİK  
  Ana Sayfa
  İletişim
  KAYNAK KULLANIMI HAKKINDA...
  EPHRAIM KISHON- Yazar
  HALE KUNTAY - Çevirmen
  KISHON USULU ROMEO JULIET
  ROMEO ve JULİET -III.PERDE V. SAHNE
  ŞARKI SÖZLERİ
  KISA KISA
  MERAKLISINA SEÇME ROMEO JULIET'LER
  "TARLA KUŞUYDU JULIET" OYUNU ÜZERİNE
  TARLA KUŞU VE BÜLBÜL
  LUCRETIA
  RAPE OF LUCRECE
  MEKANLAR
  ELIZABETH DÖNEMİ LİRİK ŞİİRLERİ
  TÜM ZAMANLARIN YAZARI
  SHAKESPEARE'S STRATFORD
  PORTRAITS OF SHAKESPEARE
  KATOLİK İNANCINDA EVLİLİK
  AŞKIN HALLERİ
  AŞK VE EVLİLİK: ÇOĞALMANIN DÜŞÜNYAPISI
  YAHUDİLİKTE EVLİLİK VE BOŞANMA
  EVLİLİK VE AİLE
  SEKS VE İLİŞKİ
  İTALYAN MUTFAĞI VE MAKARNA
  YEMEKLERİN TOPLUMSAL İŞLEVLERİ
  YEME VE CİNSELLİĞİ DÜZENLEYEN LİMBİK SİSTEM
  FREUD'TAN..
  KUTSAL EVLİLİĞİN KAYNAKLARI
  AŞK UZERİNE MARAZÎ BİR DENEME DAHA
  PSİKİYATRİK AÇIDAN EVLİLİK VE CİNSELLİK
  SHAKESPEARE' DE EROTİK ÖGELER
  SHAKESPEAR'İN OYUNLARINDA SİYASET
  YEME EYLEMİ VE CİNSEL UYARICILAR İLİŞKİSİ
  SHAKESPEARE' İN HAYATTAYKEN YAPILAN TEK PORTRESİ
  OYUN HAKKINDA GÖRÜŞLER



																							
AŞK VE EVLİLİK: ÇOĞALMANIN DÜŞÜNYAPISI

Aşk ve Evlilik: Çoğalmanın Düşünyapısı

Niklas Luhmann

Kaynak:  http://www.ykykultur.com.tr/dergi/?makale=807&id=120

İngiliz duygusalcılığı tıpkı kendini doğaya yakın sanan XVIII. yüzyıl seksoloji gibi evlenme sorununu öne çıkarır. Üretim alanında, ekonomiyle aile yaşamı arasında açılan fark daha çok kendi alanının sınırlarını aşan saygın aileleri rahatlattı. XVIII. yüzyıldan başlayarak üst toplumsal tabaka geleneksel “devletin destekçisi” olma anlamını yitirdi. Evlilik antlaşmalarının denetimini yapan toplumsal yapılara bağlı gerekçeler geçersiz kaldı, toplumsal uzlaşmayla yapılan evliliklerden aşk evliliklerine geçişi artık ne engelleyebilirdi?
Bu buluşu karşılıklı olarak birbirine gönderme yapan ve birbirini güçlendiren iki tür bakış açısına göre iyice belirginleştirmek gerekir. Bir yandan da diğer işlevsel sistemlerin fazlasıyla farklılaşması artık siyasal, dinsel ve ekonomik işlevlerin gerçek dayanağı olan (evlilikle onaylanmış) aile anlaşmalarından vazgeçmeyi sağlamıştır. Bu işlevsel sistemler yeterince özerk olup, kendileri için gereklidirler. Bu nedenle eşlerin doğuştan ait oldukları değişik soyların, evlilikleriyle rastlantı sonucu bağlandıkları ve bu bağlantının yalnız bu özel evlilikte var olduğunu, kendini aşan hiçbir anlamı olmadığı kabul edilebilir. Anne babanın soyuyla oluşan aile çemberi simgesel olarak çocukların çevresinde kapanır. Bu aileler, çocukların evliliğiyle, yeniden, yeni bir antlaşmayla bağlanan bir ilişkiye indirgenmiş olur.
Bu antlaşma ve uzlaşma sürecinin toplumun sistemin diğer makro işlevlerine bağlı olması, her kuşakta yeniden kurulması gereken ailelerin temsil edilmesini sağlar, hatta buna zorlar. Bu temsilin eski dönemlerde de (özellikle de evlerin ayrı olmasına alışılmış olduğu durumlarda) varlığı tümden yadsınamaz, ama yenilenen bir aile temeli süreci artık  evlilikleri bağımsız kılmış ve aile sistemi içinde evliliklere eski Avrupa ekonomisininkinden daha büyük bir anlam yüklemiştir. Sonuçta da (birey ne düşünürse düşünsün) eş seçimi kendi içinde meşruluğunu bulmak zorunda kalmıştır. Aşk ilişkisindeki aracının gelişmesiyle, bu yapısal değişikliğe bilmeden hazırlanılmış olur. Bir bölümüyle evlilik dışı tutkulara (Fransa’da), bir bölümüyle aile yaşamına (İngiltere’de) ve nihayet bireyin yetiştirilmesine yönelik anlam (Almanya’da) çoktan hazırdı ve artık yerleşebilirdi.
Bundan böyle toplumsal denetimden kaçan rastlantılar üzerine kurulan evlilik antlaşmasını özgürce yapabilme sorunu toplumsal yapıdaki değişikliklerle güncelleşti ve artık toplumsal yapının aşk ilişkisinin daha sonraki aracısının gelişimini yönlendirmesi gerekmiştir; ama o zaman anlamsal bağıntı adına elimizde yalnız yeni izleklerle zenginleşmeye açık olmasına karşın oturmuşluk sorunlarını çözememiş tutku aşk kalıyor. Tek olasılık tutku aşkın çılgınlığını biraz daha abartmak ve doğal yaşam biçimini hiçbir şey olmamış gibi açıklamaktı. Gene de bu coşku, artık yalnız romana gönderme yapmayan, bir anlamda, öteden beri hiç de yeni bir anlamı kapsamayan “romantik aşk” olarak nitelenen özel bir olay olarak kalmıştır.
XVIII. yüzyıl sonunda, aşk evliliğiyle oluşan birliğin ve eşler arasındaki aşkın insanın doğal yetkinliğinin ilkesi olduğu öğrenilmişti. Bu utkunun en önemli yan edinimleri, bundan böyle yalnız evlilik için öne sürülen nedenlerin değil, bununla birlikte müstakbel eşlerin birbirlerine verecekleri şeylerin birbirinden ayrılmasının mümkün olmasıdır. Cinsler arasındaki ayrım azalır, bu ayrım da yalnız eşlerden her birinin kendine özgü gerekçelerine değil, evlilik antlaşmasını yapmak için bir cinsin diğerlerinden beklentisine bağlıdır. Eşlerin beklentisi romantik aşk duygusunun o garip özelliğiyle en sonunda uyuşma noktasına gelir; bir aşk öyküsü dışarıdan bakınca ne kadar şaşırtıcı etki yaparsa, o kadar doğal davranıştan uzaklaşır ve aşıklar aynı gerekçelere sahip olduklarını varsaymak konusunda birbirlerinden o kadar emin olurlar. Farklılık ve tam bir birlik karşılıklı olarak yeni bir abartma ilişkisine varır.
Ama bu durumda birçok mutsuz (ya da kısacası pek de mutlu olmayan) evlilikler sorununu açıklamak zorundayız. Çünkü mutsuz evlilikler yalnız mala verilen öneme ya da toplumsal durumu sağlamlaştırmak için evlenen çocuklar olgusuna bağlanamaz. Sonuçta “romantik aşk”ın evlilikte mutluluk ve mutsuzluğu açıklama işlevini yüklenmesi gerekir.
Ama öte  yandan, romantik aşka tanınan evlilik özgürlüğü XIX. yüzyılda olduğu gibi şimdi “romantik” olarak görülen ve istenen konusunda seçici davranmak zorundadır. Aşk eş  seçiminin  tek  temeli durumuna gelmiştir; işte bu nedenle dengedeki yaşamı ve ölümü dışlayan varoluş için bir tehdit haline gelen, hatta dengedeki yaşamı ve ölümü dışlayan  varoluş için  bir tehlike olan tutkunun tüm bu öğeleri dikkatle elenmelidir. Geride kalan  tutkunun  ve coşkunun kurumlaşmış bir biçimde anlaşılması ve evliliğe yatkın  olup olmamaya ilişkin bir tür sınama ve bir tür mutluluk vaadinin söz konusu olmasıdır.  Artık  aileler her kuşakta yeniden kurulmak zorundadır. Şimdi, bir anlamda özelliğini  yitiren “akrabalık”, daha çok anlaşmazlıkların olası kaynağı olarak kabul ediliyor,  evliliğe  götürecek  ve  evliliği yönlendirecek bir destek olarak kesinlikle görülmüyor.  Anne  babaların hâlâ çocuklarının ilişki kurmaya açılmasını kolaylaştıracak ya da zorlaştıracak az çok dolaylı olanakları vardır. (Nesnel) kararsızlık ve eş seçmedeki tehlike galiba belli bir oranda artmıştır. Romantik aşkın anlamı bu kararsızlığı öznel kararlılığa dönüştürme işlevini üstlenmiştir. Bu anlam büyülü bir biçimde öngörünün yerine geçmeye yaramıştır. Romantik aşkın anlamı karşılıklı etkilemin kararlılık olarak kabul edilebileceği kararsızlık sayesinde betimlenir ve bu gücün etkisiyle de artmıştır. Romantik  aşkın  anlamı  karşılıklı  etkileşimin kararlılık olarak kabul edilebileceği kararsızlık  sayesinde betimlenir ve bu gücün etkisiyle de bu betimleme biçimlerinde toplumsal kabul görerek kesinlik kazanır. Aşık çiftin bir kenara çekilmesiyle doğan soyutlanma kesinliğe dönüşen bu işlevi yerine getirir. Dönüşüm sürecinin gerçekleşmesini sağlamak üzere aşkın anlamının zengin birikimlerinden alınan ve seçici etkisini gösteren toplumsal ve kültürel açıdan saptanmış özgül sorunsallar yeniden işin içine girer.

Değişim konusunda daha açık  bir  fikir edinmek için bir ilan-ı aşkı incelemek yeterlidir, karşındakinin inanmasını kesinlikle sağlamak için her zaman bir başka ikna yolu, fazladan bir ikinci yol yeterlidir. XIX. yüzyılda bu işlevi “doğum bildirimi” yerine getirir; talibin bir prens, ya da âşığın doğuştan kusursuz bir biçimde denk olduğunun belli olması ya da açıklanması gerekirdi. XIX. yüzyılda bunun yerine evlenme niyetinin bildirilmesi geldi. Bu ek bildirim geçmişe değil geleceğe ilişkindir; çünkü artık aile kuşaktan kuşağa devam etmemekte, her kez yeniden kurulmak zorundaydı.

Devamı için: COGITO Aşk /Sayı: 4 / Bahar 1995/ YKY YAY.

 

 

TARLA KUŞUYDU JULIET  
 


Shakespeare' in yüzyıllardır insanları gözyaşına boğan karakterleri Romeo ve Juliet, Ephraim Kishon' un yeni kurgusunda günlük yaşantı ve çığırından çıkmış bir evlilik içinde ele alınıyor. İntiharın eşiğinden döndükten sonra evlenip bir de çocuk sahibi olan "kıdemli aşıklar" kimsenin öngöremediği bir hayatı sürdürürler. Bu dünyanın yaratıcısı Shakespeare mezarında ters döner ve olaylara müdahale etmek üzere eve gelir.

Engin Alkan'ın rejisiyle Romeo ve Juliet öyküsüne farklı bir yerden baktıran ve çağdaş bir "klasik" olarak İ.B.B. Şehir Tiyatroları repertuarında yerini alan oyunda, öten tarla kuşu muydu bülbül müydü sorusunun cevapsızlığı altına “aşk nasıl bu hale gelir”in cevabı aranıyor.

Pişirilen yemeklerin buharlarının canlı icra edilen notalarla kaynaştığı iki saatlik şölende, tariflere uygun yapılmaya kalkıldığında hep tadı kaçmış, alışveriş listelerinde unutulmuş, akşam yemeği telaşı arasında kaynamış ve sonunda dibi tutmuş “efsane aşk” ın tüm zamanlarda, tüm tanıdıklığıyla “ille de var” lığı hatırlatılıyor.


 
İ.B.B. ŞEHİR TİYATROLARI / EKİM 2009



 
Reklam  
   
DEFTER  
 
 
GÖSTERİMDEKİLER  
 



ALEMDAR

İSTANBUL EFENDİSİ







 
ARŞİV  
 






 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=