.
İÇERİK  
  Ana Sayfa
  İletişim
  KAYNAK KULLANIMI HAKKINDA...
  EPHRAIM KISHON- Yazar
  HALE KUNTAY - Çevirmen
  KISHON USULU ROMEO JULIET
  ROMEO ve JULİET -III.PERDE V. SAHNE
  ŞARKI SÖZLERİ
  KISA KISA
  MERAKLISINA SEÇME ROMEO JULIET'LER
  "TARLA KUŞUYDU JULIET" OYUNU ÜZERİNE
  TARLA KUŞU VE BÜLBÜL
  LUCRETIA
  RAPE OF LUCRECE
  MEKANLAR
  ELIZABETH DÖNEMİ LİRİK ŞİİRLERİ
  TÜM ZAMANLARIN YAZARI
  SHAKESPEARE'S STRATFORD
  PORTRAITS OF SHAKESPEARE
  KATOLİK İNANCINDA EVLİLİK
  AŞKIN HALLERİ
  AŞK VE EVLİLİK: ÇOĞALMANIN DÜŞÜNYAPISI
  YAHUDİLİKTE EVLİLİK VE BOŞANMA
  EVLİLİK VE AİLE
  SEKS VE İLİŞKİ
  İTALYAN MUTFAĞI VE MAKARNA
  YEMEKLERİN TOPLUMSAL İŞLEVLERİ
  YEME VE CİNSELLİĞİ DÜZENLEYEN LİMBİK SİSTEM
  FREUD'TAN..
  KUTSAL EVLİLİĞİN KAYNAKLARI
  AŞK UZERİNE MARAZÎ BİR DENEME DAHA
  PSİKİYATRİK AÇIDAN EVLİLİK VE CİNSELLİK
  SHAKESPEARE' DE EROTİK ÖGELER
  SHAKESPEAR'İN OYUNLARINDA SİYASET
  YEME EYLEMİ VE CİNSEL UYARICILAR İLİŞKİSİ
  SHAKESPEARE' İN HAYATTAYKEN YAPILAN TEK PORTRESİ
  OYUN HAKKINDA GÖRÜŞLER



																							
YEMEKLERİN TOPLUMSAL İŞLEVLERİ

Yemeklerin Toplumsal İşlevleri

KAYNAK: http://www.kultur.gov.tr

Yiyecekler, herhangi bir kültürün vazgeçilmez öğelerindendirler. Bilindiği gibi kültür, maddi ve manevi öğelerden oluşmaktadır.İşte yiyecekler, içecekler olarak ifade ettiğimiz yemek, bir kültürün maddi öğesidir.Bu öğe, her kültürde görülen temel bir öğedir.Kültürel Antropolojide fonksiyonalist kuramın kurucusu olan İngiliz Antropolog Bronislaw Malinowski’ye göre kültürde bulunan her öğenin belli bir fonksiyonu vardır.

Yani kültürdeki her öğe, bireylerin belli bir gereksinimini karşılar.İşte yiyecekler de bir kültürde insanların çeşitli gereksinimlerini karşılayan araçlardır.Malinowski, yiyeceklerle, yemek kültürüyle özellikle ilgilenmiştir.Yiyeceklerin çevreden edinilmesi ve toplumda dağıtımı, onun ilgi alanını oluşturmuştur.

Malinowski, beslenmeyi, bütün kültürlerde evrensel nitelikte olan asli, biyolojik gereksinimler arasında belirtmiştir.Bir insanın yaşamını sürdürmesi için yiyip içmesi gereklidir.Yemeğin daha çok bireysel nitelikteki bu temel fonksiyonu yanında, ayrıca, toplumsal nitelikte olan fonksiyonları da vardır.Bu fonksiyonlar sırasıyla:

a)Statü simgesi

b)Dostluk, arkadaşlık ve iletişim

c)Hediyeleşerek paylaşma

d)Festivaller, ziyafetlerde eğlence aracı

e)Törenlerde yiyecekler

f)Toplumsallaştırma aracı olarak yiyecekler

g)Ailenin yüceltilmesi, üstün tutulması

h)Turizm yoluyla ülkelerin yakınlaşması

Statü Simgesi

Yemek, statü simgesi ve toplumsal mesafe, siyasal güç ve aile bağlarının bir ifadesi olarak toplumsal bir fonksiyon yerine getirir.Verilen bir yemeğin kim tarafından verildiği önemlidir.Yani, yemeğin kalitesi ve miktarı, yemeği verenin statüsünün ve saygınlığının göstergesidir.Miktarın çok ve yemeğin çeşidinin de fazla oluşu, yemeği verenin prestijini gösterir.Kalite de önemlidir.

Pahalı yiyecekler, yüksek saygınlık gösterisidirler.Ayrıca sosyal tabakalara göre de yemekler saygınlık gösterisidirler.Yöneticilerin yeri ayrıdır ve onlar yöneticiler olarak bir arada yerler.Yani, toplumsal tabakalaşma, yemek yeme etkinliğinde de kendini gösterir.Uçakta bile bu farklılaşma görülür.Uçakta birinci sınıf bilet alan yolculara diğerlerinden farklı ve kaliteli yemek verilir.Bu farklılaşma, tarihsel olarak bütün toplumlarda görülen evrensel bir olgudur.

Birçok geleneksel toplumlarda toplu yemeklerde, en çok saygınlığı olan kişi, ilk olarak yemeği yer, diğerleri onu takip eder.Örneğin Türk geleneklerinde yaren sohbetlerinde yemeğe önce Başağa başlar, daha sonra diğer yarenler onu takip eder.Yine, Türk geleneğinde, “Su küçüğün, sofra büyüğün” sözündeki gibi büyük olan, yaşlı olan saygınlıklı kişidir ve bu nedenle yemeğe ilk kez o başlar.

Dostluk, Arkadaşlık ve İletişim

Dünyanın her yerinde dostlara, arkadaşlara ikram olarak yiyecek verilmesi gelenekselleşmiştir.Böylece bir araya gelen insanlar sohbet eder, eğlenirler.Bu arada yer içerler.Böylece dostluklar pekiştirilmiş olur.Yiyecek ikramları, konukseverliğin bir ölçütüdür.

Bu yoldan insanların birbirleriyle iletişimi sağlanır, bir araya gelinir.Yapılan resmi bir toplantının ardından kokteyl verilmesi, toplantının cazibesini artırır.Uzun süren toplantıların, konuşmaların sıkıcılığı, yiyecek ve içeceklerle giderilmeye çalışılır.Dostluk, saygı, sevgi ifadesi aracı olarak yemekler, toplumsal ilişkilerde çok kullanılan bir kültür kalıbıdır.

Hediyeleşerek Paylaşma

İnsanlar, evrensel olarak, başkalarına yiyecek hediye ederek onlara çeşitli duygularını ifade ederler.Çikolata, meyve, tatlı gibi çok yaygın olarak kullanılan hediyeler, verilen kişiye olan sevgiyi, ilgiyi, sempatiyi gösterirler.Bu yoldan duygularını onlarla paylaşırlar.

Yiyecek hediyeleri yardımlaşma olarak da kullanılmaktadır.Aç insanlara, yoksullara, ihtiyaç sahiplerine yapılan yiyecek yardımları onlara insan olarak sevgiyi ifade eder.Bu tür yardımlar, servetin yeniden dağılımını da sağlar.Yani servet el değiştirir.İlkellerde kabile reisinin ziyafetlerinde (Potlaç) bu yoldan servetin yeniden dağılımını sağlanmaktadır.

Ziyafetler, Festivallerde Eğlence Aracı

Çok çeşitli nedenlerle düzenlenen ziyafetler, festivaller, yiyecekler yoluyla gerçekleşir.Yiyecek miktarı ve kalitesi bakımından çok çeşitlilik gösteren ziyafetler ve festivaller, kişisel kutlamalarda (yaş günü, evlenme yıldönümü, bir başarıyı kutlama vs.) yiyeceklerin özelliği dikkati çeker.Örneğin bu durumlarda ender yiyecekler, en iyi kalite yiyecekler, pahalı yiyecekler ve hazırlanması zaman alan ve zor hazırlanan yiyecekler sunulması gelenektir.

Dinsel festivallerde özel yiyecekler sunulur.Güney Hindistan’da pirinç ve muz, verimlilik sembolü olarak, saf yağ, temizlik, Hindistan cevizi ya da mango, kutsallık simgesi olarak sunulur.Modern doğum günü partilerinde özel doğum günü yiyecekleri sunulur.Özellikle tatlı türünden, pasta cinsi yiyecekler yaygındır. Düğünlerde düğün pastası yine tatlı cinsinden şeylerdir ki, mutluluk paylaşımına yol açar.

Törenlerde Yiyecekler

Kalıplaşmış biçimde yerine getirilen tekrarlayıcı davranışların yer aldığı törenler de belirli yiyeceklerin, özel yiyeceklerin yer aldığı ortamlardır.Ölüm olayında helva yenmesi, yılbaşında hindi, kurban bayramında et yenmesi, çocuğunun ilk dişinin çıkmasında hedik yenmesi vs. bu ritüeller, dinsel ya da din dışı olabilirler.

Toplumsallaştırma Aracı Olarak Yiyecekler

Özellikle çocuğun toplumsallaştırılmasında yiyecekler bir araç olarak kullanılırlar.Örneğin çocuğu, benimsediğimiz davranışları öğrenmesi durumunda çikolata vererek, şeker vererek, dondurma alarak ödüllendiririz.Eğer benimsenmeyen bir hareketi yapmışsa odasına hapsedip yiyecek vermekten alıkoyarız.Çocuğun ilk toplumsal deneyimlerinde iyi ve kötü kavramları, yiyeceklerle bağlantılı duruma getirilmiştir.

Ailenin Yüceltilmesi, Üstün Tutulması

Evde yapılan yemeklerin daha kaliteli, temiz ve lezzetli olduğu bilinen bir gerçektir.Bu husus toplumumuz açısından bir gerçektir.Evlenecek genç kızlarımızın bilmesi gereken ev becerilerinden birisi de kuşkusuz iyi yemek yapabilmektir.Bu nedenle anneleri onlara ellerinden geldiğinde iyi yemek yapmayı öğretirler. Çünkü, kalbe giden yol mideden geçer sözünü hatırlarlar.

Kocasına güzel yemekler yapan hanım, kocasının sevgisini kazanır. “Ev yemeği” kavramı oluşmuştur ki, evde yapılan yemeğin dışarıdakine oranla üstünlüğünü ifade eder. Bu yüzden ev dışında lokantalar ve diğer kurumlarda ev yemekleri yapılmaya başlanmıştır.Gözlemeler, bazlamalar, yufkalar, mantılar, içli köfteler, çorbalar bunlardan birkaç örnek.Böylece evde yapılan yemeğin üstün tutulması, aile kavramının, yuva kavramının önemini, üstünlüğünü pekiştirmiştir.

Çin, Türkiye, Japonya, A.B.D. gibi ülkelerde aile yemeği geleneği, aile üyelerinin toplu olarak yemek yemesini gerektirir.Bu durum günün her yemek zamanında tam olarak yerine getirilmese de, yine de mümkün olduğunca uygulanmaktadır.Bu gelenek, aile birliği duygusunu sürdüren, aile dayanışmasını sağlayan bir gelenektir.Üyeler bir arada hem görüşür, hem konuşurlar, hem de bir dinlenme olanağı sağlayan bir zevk halini alır.

Turizm Yoluyla Ülkelerin Yakınlaşması

Turizm sektörü, ülkeleri birbirine yakışlaştıran bir olaydır.Bu yakınlaşmada yemeklerde bir araç olmaktadır.Turist, gittiği ülkenin farklı yemeklerini yer, değişik lezzetlerdeki yemeklerden hoşlanır, zevk alır.Bu nedenle o ülkeye, insanlarına sempati duyar.Hatta yemekler, ülkelerin reklam aracı bile olmaktadır.

Bugün Avrupa ve Amerika’da insanların zevklerinden birisi de, hafta sonlarında boş zamanlarında etkin grupların lokantalarına giderek değişik yemekler yemeleridir.Yemek kültürü olmayan Amerika’da ticari kuruluşlar, bu boşluğu doldurmak için ülke içinde çok çeşitli etnik restoranlar açmışlardır.Hamburger kültürünün yarattığı tek düzelik, böylece, zengin bir etnik lokantada giderilmektedir.

Sonuç

Doğum, evlenme, ölüm gibi insan yaşamının her aşaması yiyeceklerle yoğrulmuş, onunla iç içe girmiştir.Dünyanın her yerinde yaşamın dönemleri, yiyecek tüketimine yol açar.Nerede iki ya da üç kişi bir araya gelirse, orada mutlaka yiyecek ve içecek olur.

Biyolojik ve sosyal anlamlı olarak her tür kültürde yiyecekler, yaşamı renklendiren bir öğedirler.Hele mutfak kültürleri zengin olan Türkiye, Çin, Fransa gibi ülkelerde yiyeceklerin fonksiyonları diğer ülkelere oranla daha da önem kazanmaktadır.

Kısaca, mutfak kültürü, sosyo-kültürel açıdan, hem o ulusun ve kültürün özgün bir yönünü oluşturmakta, hem de ulusları birbirine kaynaştıran bir araç olmaktadır. Gerçekten yiyecekler farklı kültürleri anlamanın temel işaretidir.Yiyecek hazırlama, dağıtımı ve tüketimi, herhangi bir toplumda toplumsal ilişkilerin egemen tipini yansıtır.

Yemek Kültüründe Cinsel Farklılaşma

Cinsellik, cinsel farklılaşma, toplum yaşamının her kesitinde görülen evrensel bir olgudur.Gerek dünyada, gerek ülkemizde de görülen bu ayrımlaşma, kuşkusuz yemeklere ve yiyeceklere de yansımıştır.

Kadına Özgü Bir Uğraşı

Türk mutfağından söz ederken, büyük yükün kadının üzerinde olduğunu belirtmeliyiz.Mutfak deyince kadın akla gelir.Hem köyde hem kentte kadın, zamanının büyük bir kısmını yemek hazırlamakla geçirir.Kentte hazır yiyeceklere, konserve sanayi ve teknolojik gelişmeler, kadının yemek hazırlama süresini bir dereceye kadar kısaltmış olmakla birlikte, yine de yemek yapma kadına aittir.Mutfağa giren erkek sayısı çok azdır. Düğün yemekleri, içki sofralarının mezeleri, davet yemekleri hep kadının emeğiyle gerçekleşir.

Bazı köylerde ekmek günlük olarak fırınlanır.Kadınlar gece kalkıp daha kocaları yatakta iken hamur yoğurur ve günlük gereksinimleri kadar pişirirler.Sabah kahvaltısına kadar taze ekmek hazırlamayı köy kadını bir görev sayar.Bazı illerde ekmek pişirici kadınlar tutulur.Örneğin Van’da bu kadınlara “keveni” denir. Bunlara ya para ya da bir miktar odun, eski elbise gibi şeyler karşılık olarak verilir.

Yemek yapmak işi, bizim gibi Doğulu toplumlarda genellikle bir kadın işi sayılır ve öyle sayıla gelmiştir.Erkek genellikle yemek yapma işine girişmemiştir.Yani erkeğin geleneksel rollerinde böyle bir rolü yoktur.Kadının geleneksel rolleri arasında yemek yapma başta gelir.

Öyle ki geleneksel kadın rollerinden birisinin yemek yapmak olduğu bilindiğinden anneler, kızlarına önemle yemek yapmayı öğretir.“Erkeğin kalbine giden yol yemeklerden geçer” sözü de bu durumun önemini belirtmektedir.Ama günümüzde erkekler de yemek yapar, fakat bu durum daha çok ticari yaşamda görülür.

Özellikle otellerde, lokantalarda aşçılar genellikle erkektir.Ev içinde de erkeğin mutfağa kısmen girdiğini görmekteyiz.Fakat asli olarak değil de, karısına yardımcı olmak amacıyla bazı ufak tefek şeyler yapar.

Salata yapmak, fırının çalıştırılması, malzemelerin hazırlanması gibi alanlarda yer alan erkek, bu konuda ikinci plandadır.Batıda ise bir kadından mutfaktan uzak durması erdem sayılmıştır.Avrupa Saray-Köşk kadınları için yağlı, kokulu mutfak işi yapmak hor karşılanırdı.Yemek, mutfak, sofra işleri, Batıda çağlar boyunca aşağı işler sayılmıştır.

Erkeğin Güçlü Olması

Geleneksel kesimlerde erkek egemen bir aile yaşamı görülür.Bu nedenle erkek çocuk sahibi olmak, her ailenin isteğidir.Erkek çocuğa sahip aileler de onun iyi yetişmesini, güçlü kuvvetli olmasını isterler.Bu yüzden anneler, tabaklara yemek servisi yaparken, erkek çocuğun tabağına daha fazla et koyar.Fazla et yerse daha güçlü olur diyerek oğlunun tabağını doldurur.Ayrıca erkek çocuğun soyu sürdürmesi özelliği de bu hususta rol oynar.

Ayrı Yemek Yeme

Yine, geleneksel ve kabilesel yörelerde kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yemek yerler.Önce erkekler, yer, daha sonra kadınlar sofraya oturur. Kadınlar erkeklerden kalan yemekleri yerler.Eve konuk geldiği zaman da aynı gelenek sürdürülür.Önce erkekler daha sonra da kadınlar yer. Hatta kadınlar mutfakta, ayrı yerde erkeklere hiç görünmeden içerde yemek yerler. Ayrıca düğünlerde erkekler ayrı, kadınlar ayrı gruplar halinde yemek yerler.

Cinsellik Simgesi Yiyecekler

Bazı yiyecekler cinselliği simgelerler.Örneğin “yumurta” Fas’da kadının ve erkeğin veludiyetini güçlendirmede kullanılır.Yumurta, dünyanın birçok kültürlerinde doğurganlığı simgeler.İran’da gelin ve güveyi, evlenme töreninden sonra yumurta değiş tokuşu yaparlar.Çin’de yeni anneyi yumurta ile beslemek geleneği vardır.Bu, onun doğurmasını sürekli duruma getirmek için yapılır.

Erkeğin doğurganlık gücünü arttırmak için de ona bazı yiyecekler tavsiye edilir.Mesir macunu, ceviz, fındık, üzüm, koç yumurtası, arı sütü, polen (toz biçiminde), cevizli sucuk, keçiboynuzu, muz, badem gibi.Buğday, bolluk bereket simgesidir.Bolluk derken insan sayısının çokluğu da anlaşılmaktadır.Anadolu köylerinde gelinin başına buğday başağı takılır.Çocuğu bol olsun diye.Aynı gelenek Kızılderili kadınlarda da vardır.

Cinselliğin Yiyeceklere Yansıması

Yiyecek adlarına bile cinselliği yansıdığını görmekteyiz.Özellikle ülkemizde kadınbudu (köfte), dilber dudağı (tatlı), hanım göbeği (tatlı), vezirparmağı (tatlı), Şıllık (tatlı) gibi.

Erkek ve Dişi Yiyecekler

Bleibtran isimli bir yazar, erkek ve dişi yiyeceklerden söz eder.Örneğin et, erkeklik simgesidir.Oysaki salatalar, sebzeler kesin olarak kadınsallığı ifade eder. Kadınların pek çok kültürde az yemesi, hafif yiyecekler yemesi benimsenir.Oysaki erkekler, ağır yiyecekler, çok porsiyonlu yiyecekler yerler.

 



TARLA KUŞUYDU JULIET  
 


Shakespeare' in yüzyıllardır insanları gözyaşına boğan karakterleri Romeo ve Juliet, Ephraim Kishon' un yeni kurgusunda günlük yaşantı ve çığırından çıkmış bir evlilik içinde ele alınıyor. İntiharın eşiğinden döndükten sonra evlenip bir de çocuk sahibi olan "kıdemli aşıklar" kimsenin öngöremediği bir hayatı sürdürürler. Bu dünyanın yaratıcısı Shakespeare mezarında ters döner ve olaylara müdahale etmek üzere eve gelir.

Engin Alkan'ın rejisiyle Romeo ve Juliet öyküsüne farklı bir yerden baktıran ve çağdaş bir "klasik" olarak İ.B.B. Şehir Tiyatroları repertuarında yerini alan oyunda, öten tarla kuşu muydu bülbül müydü sorusunun cevapsızlığı altına “aşk nasıl bu hale gelir”in cevabı aranıyor.

Pişirilen yemeklerin buharlarının canlı icra edilen notalarla kaynaştığı iki saatlik şölende, tariflere uygun yapılmaya kalkıldığında hep tadı kaçmış, alışveriş listelerinde unutulmuş, akşam yemeği telaşı arasında kaynamış ve sonunda dibi tutmuş “efsane aşk” ın tüm zamanlarda, tüm tanıdıklığıyla “ille de var” lığı hatırlatılıyor.


 
İ.B.B. ŞEHİR TİYATROLARI / EKİM 2009



 
Reklam  
   
DEFTER  
 
 
GÖSTERİMDEKİLER  
 



ALEMDAR

İSTANBUL EFENDİSİ







 
ARŞİV  
 






 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=